Üç ayrı düzenleme, sıralamayı belgelenmesi gereken bir hukuki alan hâline getirdi. AB Dijital Hizmetler Yasası, büyük pazaryerlerinin öneri sistemlerinin temel parametrelerini açıklamasını istiyor; bu şeffaflık yükümlülüğü platformun büyüklüğüne göre ölçekleniyor ve en ağır biçimde çok büyük platformlarda işliyor. Platformdan İşletmeye (P2B) Tüzüğü, çevrimiçi aracılık hizmetleri için temel sıralama parametrelerinin şartlar ve koşullarda belirtilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye'de değişen Elektronik Ticaret Kanunu da aracı hizmet sağlayıcılara kendi sıralama ve reklam şeffaflığı yükümlülüklerini getiriyor.
Yaptırım soyut bir tehdit değil. Avrupa Komisyonu, 23 Nisan 2025'te Dijital Piyasalar Yasası kapsamındaki ilk ihlal kararlarını açıkladı; Apple'a yönlendirmeyi engelleyen (anti-steering) kısıtlamaları nedeniyle 500 milyon euro, Meta'ya "onayla ya da öde" modeli nedeniyle 200 milyon euro ceza kesti. Kararların hiçbiri sıralamayla ilgili değildi; ancak DMA, sıralamada kendi hizmetini kayırmayı ayrıca ve başlı başına bir ihlal sayıyor.
Bu yüzden kendi ürün ekibime yönelteceğim sorular oldukça somut. Bir ürünü listede yukarı ya da aşağı taşıyan parametreler hangileri ve bunları açıkça ifade edebiliyor muyuz? Kendi ürünlerimiz bu kurgunun neresinde yer alıyor? Ağırlıklandırmayı kim değiştirebiliyor ve bu değişiklik kayıt altına alınıyor mu? Kanun temel parametreleri istiyor; iyi yönetişim ise bir adım öteye geçip karar kaydı tutuyor. Bir ticari kullanıcı ya da düzenleyici, bir rakibin neden üstte çıktığını sorduğunda, hafızaya değil kayda dayanarak yanıt verebiliyor muyuz?
Kendi sıralamasını açıklayamayan bir sistemi, bir şikâyet geldiğinde savunmak zorlaşır. Açıklamayı önceden yazıya dökmek, o soru sorulmadan hazırlıklı olmaktır.
Kaynaklar
Sonraki yazı: Hukukta yapay zeka: geliştirmek mi, satın almak mı, uyarlamak mı? →